Moskova

Moskova

9 Ocak 2017 Pazartesi

Anastasya’nın kökeni


Anastasya’nın kökeni

İnsanlığın binlerce yıl öncesinden gelen ortak bir mirası var.

Bazen tarihi ciddi bir şekilde inceleyince kültürlerin, dillerin kökenindeki benzerlikleri yakalarsınız. Ve kuşkusuz şaşırırsınız.

Sevan Nişanyan’ın “Elif’in Öküzü” adlı kitabı dillerin, özelikle de Türkçenin bu anlamdaki serüvenini anlatan değerli bir kitap.

Bu kitaptan aşağıya aldığımız örnek ise Anadolu ile Rusların, Slavların popüler kadın ismi Anastasya’nın akrabalığı üzerine.

Benim aşağıda yazılanlara itirazım ise söz konusu ismin Natalya’nın samimi ortamlarda söylenişi Nataşa ismi değil, Anastasya’nın samimi söylenişi Nastiya olması gerektiği ile ilgili.

Anadolu -Nataşa

Yunanca edat ana: Yukarı.

Şiirsel bir bakış açısıyla bakıp Anadolu'nun analarla dolu bir toprak olduğunu söylemek belki mümkün. Ama Eski Çağda Anadolu'ya Anatale adını verenler olaya bu açıdan yaklaşmamışlar. Anatale (ya da şimdiki söyleyişiyle anatoli) Yunanca Doğu anlamına gelen bir sözcük tam olarak söylemek gerekirse "yukarı kalkmak" anlamına gelen anatelein fiilinden, "güneşin kalkışı" anlamına geliyor. Ege'nin ortalarında bir yerden bakınca bu adın neden verildiğini anlamak zor değil.

Bir coğrafi ve idari birim olarak AnatolE'nin kapsamı daha sonraki yüzyıllarda birkaç kez değişmiş. Bizans'ın 7. yüzyıldaki idari reorganizasyonunda, Sivas merkez olmak üzere Kayseri, Ankara ve yanılmıyorsam Malatya'yı kapsayan bir Anadolu Eyaleti (Anatolikôn Thema) kurulmuş. Türkler bu ülkeye geldikten sonra da Anadolu deyimi uzun süre sadece bu bölgenin-yani Fırat sınırına kadar İç Doğu Anadolu'nun- adı olarak kullanılmış.

Anatelein fiilinin başındaki ana-, tıpkı İngilizce up gibi, genellikle yukarı doğru hareket bildiren Yunanca bir edat. Anafor (yukarı çeken burgaç), anod ("yukarı", yani artı kutba doğru akım yönü), anevrizma ( damarda balon şeklinde kabarma) sözcüklerinde de ana- eki aynı anlamı taşıyor. Anahtar (ev açar) ve anatomi (kesip açma) sözcüklerinde ise, İngilizce to open up gibi, "kapalı bir şeyi açma" anlamı var.

Anastasis de birinci zümreden bir bileşik isim. "Durma" anlamına gelen stasis'ten "ayağa kalkma, ayağa durma" gibi bir anlamı çağrıştırıyor, ama esas kullanımı, tıpkı Arapça aynı anlama gelen gıyamet sözcüğü gibi, "ölmüşlerin dirilişi". Isa'nın Paskalya' da "dirilişi" tarihteki anastasis vakalarının en ünlüsü sayılıyor. Anastasia ise dini bütün Rumların ve onlardan esinlenen Rusların pek sevdiği bir kadın ismi. Esasen Paskalya'yı izleyen kırk günde doğan kızlara verilmesi gereken bir ad, ama öyle inceliklere artık bakan yok.


Nataşa bu ismin Rusçasının kısaltılıp sevimlileştirilmiş biçimi. Türkçedeki özel anlamı 1989-90'dan sonra türedi. Ölmüşlerin dirilişiyle pek alakası kalmadı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder