Moskova

Moskova

22 Haziran 2017 Perşembe

Kara leylekler Moskova’ya geri döndü



Kara leylek türleri yaklaşık 100 yıl aradan sonra Moskova’da yeniden görülmeye başlandı. 

Rusya’da ender hayvan türlerinin yer aldığı “Kırmızı Kitap”ta adı geçen kara leyleklerin başkente geri döndükleri tespit edildi.

Veçernyaya Moskva gazetesinin haberine göre, Rusya Çevre Bakanlığı, kara leyleklerin Moskova’da en son 1920’li yıllarda görüldüğünü açıkladı.

Yok olmaya yüz tutan hayvan türleri arasında gösterilen kara leyleklerin Moskova’nın batısında bir ormanı mesken tuttukları görüldü.


Kara leyleklerin üremesi halinde bu bölgenin koruma altına alınabileceği belirtiliyor.

Rusya'yı Alman işadamlarından dinleyin: "Kolektivizm yok, patron her şey demek..."





Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, ABD'ye Rusya karşıtı yeni yaptırımlardan kaçınma çağrısı sonrası, Rusya'da faaliyet gösteren Alman şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin ülke hakkındaki fikirleri mercek altına alındı. İşadamlarının görüşleri, Rusya'daki iş hayatına dair önemli tespitler içeriyor.

Business FM'in görüşlerini aldığı Alman işadamları şunları söyledi:



Norbert Petter (EngelCard Deutschland Genel Müdürü) 

“Rus iş kültürü çok hiyerarşik. Patron, patrondur, çalışan ise çalışan. Almanya’da ise bu tamamen farklı. Kolektif yönetim anlayışı var. Rusya’da bu neredeyse hiç yok. Bizim, departman müdürlerimiz, grup, proje, platform yöneticilerimiz var. Herkes reel yetkilere sahip. Her pozisyondan kişiyle çalışırsın ve bu rahatlık sağlar. Rusya’da sadece patron ve çalışanlar var. Ama çalışanlar hiçbir şeye karar vermiyor. Dolayısıyla her zaman tek bir kişinin kararı beklenmek zorunda kalınıyor. 

Marco Lütz (Bruhn Spedition Genel Müdürü)

Rus işadamlarının kalite konusuna yaklaşımı oldukça garip. Bir yandan hepsi kaliteden bahsediyor, diğer yandan kimse hiçbir şeye para vermek istemiyor. Rus müşteriler fiyat konusunda çok hassaslar. Çok ufak fiyat değişiklikleri bile onları etkiliyor. Fiyatlar konusunda her zaman onları ikna etmek gerekiyor. Bu hiç de kolay değil. Tüm bunlar güvensizlikten kaynaklanıyor. 

Steve Lacitis (Sovlink şirketi eski uluslararası satış departmanı müdürü)

“Birini Harward’a, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne ya da başka bir eğitime gönderebilirsiniz. Dönüp de Rus sistemine girdiğinde, altı ay içinde herkes gibi bir amipe dönüşür.”


Habere göre Alman iş dünyası, Rus şirketlerin artıları olarak ise kültürel ve dini ayrımcılık yapmamalarını, samimi oluşlarını, yaratıcılıklarını, hızlarını ve esnekliklerini gösteriyor.


"Rusya akılla anlaşılmaz" ama bu 7 özdeyişle daha iyi kavranabilir!



Rusya derin bir kuyu...

Rusya her sabah "Çözdüm" diye uyanıp her akşam "İyice kördüğüm ettim" diye uyuduğumuz bir muamma...

Rusya, kitaplardan öğrenilemeyecek, yaşanarak bir nebze anlaşılabilecek bir büyük bilmece...

Rusya'nın bazı "olmazsa olmazları" var. 

"Rusya yalnızca akılla anlaşılamaz" veya 

"Rusya'nın iki talihsizliği vardır…" gibi, Rusya'yı tanımlama çabasındaki bazı ünlü özdeyişlerin kökenini, bunların ne anlama geldiğini biliyor musunuz? 

RBTH derledi: 

1. "Ülkemizin toprakları oldukça geniş ve zengin. Ama düzen yok."

Bu deyişin geçmişi 12. yüzyıla dayanıyor. O dönemde yazılan günlüklerde geçiyor. "Kiev Rus" yönetimi dönemine ait, Birinci Günlük olarak bilinen, "Son Yılların Öyküsü"nde geçen bir ifade. Daha sonra Rusya olacak olan bu topraklarda yaşayanların Vikinglere haraç vermekte oldukları belirtiliyor. Günlüklere göre sonunda Vikingleri uzaklaştırıyorlar ancak sonra birbirlerine düşüyorlar. Düzeni sağlamak için yabancı bir prensi, kendilerini yönetmeye davet ediyorlar. Vikinglere (Varangianlar) artık özdeyişe dönüşmüş olan bu mesajı gönderiyorlar: "Topraklarımız oldukça geniş ve zengin. Ama düzen yok. Gelin ve bizi yönetin."

2.  "Bir Rus'u kazırsan, altından Tatar çıkar"

Bu ifade günümüzde, Rusya'da ırkların ne kadar karışmış olduğunu belirtmek üzere kullanılıyor. Bu deyiş, Rusya'ya 19'üncü yüzyılda, Fransa'dan gelmiş. "Avrupalılar bizi, kendilerinden kabul etmek istemiyor" diyen Dostoyevski, Rusların Tatar gibi olduğunu düşünen Fransızların, bunu bir özdeyişe dönüştürdüklerini yazar. Marquis de Custine de 1839'da, kitabı "La Russie"de, "Onların tam anlamıyla Tatar oldukları dönemin üzerinden bir yüzyıl bile geçmedi" der.   

3. "Rusya sadece akılla anlaşılamaz"

En ünlü deyişlerden biri.  Fyodor Tyutçev'in 1866'daki felsefi dizelerinin ilk satırı.
Rusya Sadece akılla anlaşılamaz,  
Hiçbir ölçü, onun büyüklüğünü ölçemez,
Yalnız ve özgündür,
Ona sadece inanılır 

4  "Rusya'nın sadece iki müttefiki vardır: Ordusu ve donanması"

Çar III. Aleksandr'a atfedilen bir ifade. Bakanlarına daima şunu söylediği belirtilir: "Dünyada sadece iki sadık müttefikimiz var. Biri ordumuz, diğeri de donanmamız. Tüm diğerleri, ilk fırsatta bizim karşımıza geçer." Bu ifadeler, Çar'ın, Avrupa'ya yönelik daimi kuşkuculuğunu yansıtıyor. 

5  "Bize elinde kılıçla gelen, kılıçla ölecektir"

Sergey Eisenstein'in 1938 yapımı filminde, ortaçağ hükümdarlarından Aleksandr Nevski konu alınır. Nevski, filmin sonunda tutsak Cermen şövalyelerini serbest bırakırken,  "Gidin ve yabancı topraklarda, Rusya'nın ayakta olduğunu anlatın! Bize barışla gelenler, konuk olarak karşılanacaktır. Ancak elinde kılıçla gelenler, kılıçla öleceklerdir. Rusya bunun üzerinde duruyor ve sonsuza kadar da böyle duracak." 

6  "Rusya'nın çok geniş toprakları vardır ancak geri çekilecek en küçük bir yeri dahi olamaz"

İkinci Dünya Savaşındaki Panfilov bölüğünün komutanı Vasili Klochov'a ait, siyasi propaganda ifadesi olduğuna inanılır.  

7  "Rusya'nın iki şanssızlığı var: Aptalları ve yolları"


Kökeni tartışmalıdır. 19'uncu yüzyıl yazarlarından Nikolay Gogol'e atfedilir. 

Rusya'da halkın gözdesi hala Sovyet filmleri: İzlemediyseniz kaçırmayın!



Rusya'da geçen yıl televizyonda en çok izlenen filmler arasında Sovyet filmleri ağır bastı.

İlk 20 filmin 13'ü Sovyet, 4'ü 1991 sonrası Rus filmi, 3'ü de Hollywood prodüksiyonu.  

En çok izlenen film Vladimir Menşov'un 1984 tarihli "Lyubof i Golubi" filmi oldu (Aşk ve Güvercinler).
İkinci sırada Aleksandr Serıy'e ait 1971 tarihli "Centlmenı Udaçi" var (Talih Centilmenleri).
En çok izlenen üçüncü film Leonid Gayday'ın "Pyos Barbos i Neobıçnıy Kross"u (Barbos Köpek ve Sıradışı Haç, 1961).

Dördüncü, Eldar Ryazanov'un "İroniya Sudbı, ili S Lyohkim Parom!" filmi (Talihin Cilvesi, Ya da Sıhhatler Olsun, 1975). 

İlk yirmide yer alan diğer Sovyet filmleri;
"Samogonşiki" (Kaçak içkiciler),
"Brilyantovya Ruka" (Pırlanta kol),
"İvan Vasilyeviç Menyayet Professiyu" (İvan Vasilyeviç Meslek Değiştiriyor),
"V Boy İdut Odni Stariki" (Savaşa Yalnız İhtiyarlar Gider),
"Ofitserı" (Subaylar),
"Operatsiya I i Drugiye Priklyuçeniya Şurika" (Operasyon I ve Şurik'in Diğer Maceraları),
"Moskva Slezam Ne Verit" (Moskova Göz Yaşlarına İnanmaz),
"Vesna na Zareçnoy Ulitse" (Zareçnaya Sokağı'nda Bahar) ve "Devçata" (Kızlar).

1991 sonrası çekilen Rus filmleri arasında 2016'da televizyonda en çok izlenenler
"A Zori Zdes Tihiye", "Oveçka Dolli Bıla Zlaya i Rano Umerla",
"Nedotroga" ve
"Kto Ya" oldu.

Listedeki Hollywood filmleri ise "Avatar", "Pretty Woman" ve "Home Alone - 2".


Rusya Sinema Vakfı ve İntermedia'nın ortak araştırması, televizyon izleyicisinin internete kaydığını da ortaya koydu. Örneğin, ülkenin en büyük kanalı Pervy Kanal'ın seyirci payı on yılda yüzde 21'den 12,7'ye gerilemiş durumda.

17 Haziran 2017 Cumartesi

İlber Ortaylı'dan Tuhaf'a yorumlar : "Rus edebiyatı Avrupa edebiyatından üstün"



Prof. Dr. İlber Ortaylı, Tuhaf dergisinin Haziran sayısında, dünya edebiyatına ilişkin değerlendirmeler yaptı. Dostoyevski ve Tolstoy’dan başlayarak dünya edebiyatı üzerine konuşan Ortaylı, “Rus edebiyatının Avrupa edebiyatından üstün olduğunu söyleyebiliriz” dedi. 



Ahmet Mümtaz Taylan ve Nurhak Kaya’ya konuşan Ortaylı, “Tolstoy yazdığı her diyalogda insanların ve cennetin profilini verir. Dostoyevski’nin ise insan karakterleri çok zengindir. Shakespeare gibi karakter sıralaması da yoktur. Her karakterinin köklerinin uzandığı derin bağlılıkları vardır. Tiyatrocusu Çehov ve Gogol olan Rus edebiyatının, Avrupa edebiyatının üstünde olduğunu söyleyebiliriz. Rus edebiyatının iyi çevirilerine İngilizce ve Almancada rastlanır. Farsçadaki çevirileri de çok iyidir. Farslılar da derin döşek insanlardır, onlarla da ayrıca çok yakından ilgilenmek gerekir.” dedi.

“Dostoyevski bütün kültürlerin üstünde bir dahi”

T24’ün derlemesine göre, Ortaylı’nın Tuhaf Dergi’ye verdiği söyleşiden bazı bölümler:

Bazen insanı çarpan cahilliklerine rastlarsınız Dostoyevski’nin. Mesela, “Ölü Evinden Hatırlar’da Tatar Ali diye bahsettiği kişi aslında Tatar değil Çeçendir. Fakat öyle kudretli tasvir eder ki Tatar Ali’yi, okudukça Dostoyevski’nin bütün kültürlerin üstünde bir yazar olduğunu anlarsınız. Bana sorsanız, “Rus edebiyatının en entelektüel yazarı Dostoyevski midir?” diye. Hayır, derim. Çünkü ne Puşkin’deki dil dehasına sahiptir, ne de Tolstoy ve Turgenyev’deki entelektüel birikime. Puşkin mesela, birçok dili öğrenerek yetişmiştir. Fransızcası, İngilizcesi, Latincesi, Rusçasından evvel gibidir. Dostoyevski’nin ise böyle şansları olmamış, yalnızca Rusya’nın insanıyla sınırlı kalmıştır. Bütün bu yazarların arasında en entelektüeli değildir belki ama gerçek anlamda bir dahi olduğunu söyleyebiliriz…

Ahmet Mümtaz Taylan: Sizin ayrı yere koyduğunuz yazarlar kimler?

Tolstoy benim zevkle okuduğum ve birkaç kere okuyabileceğim bir yazardır. Tabii bu bir kıstas değil. Çünkü ben çocukken bile çizgi film izlemekten hoşlanmazdım. Şimdilerde torunumla vakit geçirmek için zorla seyretmeye başladım ve bu yaştan sonra çizgi film tiryakisi oldum. Tolstoy yazdığı her diyalogda insanların ve cennetin profilini verir.

Dostoyevski’nin ise insan karakterleri çok zengindir. Shakespeare gibi karakter sıralaması da yoktur. Her karakterinin köklerinin uzandığı derin bağlılıkları vardır. Tiyatrocusu Çehov ve Gogol olan Rus edebiyatının, Avrupa edebiyatının üstünde olduğunu söyleyebiliriz. Rus edebiyatının iyi çevirilerine İngilizce ve Almancada rastlanır. Farsçadaki çevirileri de çok iyidir. Farslılar da derin döşek insanlardır, onlarla da ayrıca çok yakından ilgilenmek gerekir.

“Camus ve Sartre’ı boşver, Fransızlar edebiyatı Ruslara devretmiş bir anlamda”

Nurhak Kaya: Fransız edebiyatından etkilendiniz mi? Balzac, Flaubert, Rimbaud, Albert Camus, Jean Paul Sartre…

Camus ve Sartre’ı boşver. Fransızlar edebiyatı bitirip Ruslara devretmişlerdir bir anlamda.

İnsan Balzac okumadan insan olamaz. Balzac okumak büyük ve yüklü bir eylemdir. Gustave Flaubert, “Salambo” için “Makyajını ve giyimini tarif etmek için 300 cilt çevirdim” der. Orada öyle bir kütüphane ve ilim vardır. Honore de Balzac’ı ve Victor Hugo’yu düşünün. Fransızların yüksek ve aşkın bir edebiyatı olmasına rağmen Rusya’nın romanı Fransızları geçmiştir. Şiiri geçmiş midir, işte bunu söyleyemeyiz. İki toplumun şiirini de bilen insanlar hiçbir zaman Fransızları harcayamaz. Ama İran edebiyatını bilen insanlar Fransızlara dudak bükebilir. Bunlar doğru yarışma tipleri değildir, yalnızca fikir vermek için söylüyorum. Kimsenin kimseye mutlak üstünlüğünden bahsetmiyorum. Edebiyatın üstünlüğünde Doğu ve Batı diye bir şey yok. 18. ve 19. asırda bile Batı’da da Doğu’da da birbirini yiyen adamlar çıkmış. Yine hiçbir zaman Türk edebiyatının, İran edebiyatını bastıracak eserler vermediği çok açık. Böyle eserler verenlerimiz de zaten İran edebiyatını çok iyi bilenlerdi.

16 Haziran 2017 Cuma

Rus kadınları


Samih Güven

Rusça derslerinde bazı kelimelerin önemli fikirler verdiğini anladım. Rusçada erkekler için evlenmek kelimesi jenitsiya diye okunuyor, kadına ulaşmak gibi bir şey. Evli kadın için zamujem kelimesi kullanılıyor, yani erkeğin arkasında olmak. Erkeği bir korunak olarak öne almak, ona destek olmak veya erkeğin arkasında ikincil kalmak gibi yorumlar türetilebiliyor buradan. Yine kadınlar için evlenmek kelimesi vıhodit zamuj kelimesi yani bizim Türkçede de kullanılan bir anlamı var. Kocaya gitmek. Yalnız bu kelimelere ve anlamlarına bakıp, bugün için Rusya’da kadının konumuna ilişkin fikir üretmek yanlış olur. Çünkü Rusya kadınların özgür olduğu ülkelerden biridir.

Çarlık döneminde kadınların konumunun daha çok doğu ülkelerinde olabilecek bir durumda olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak Ekim devrimiyle birlikte kadınların eğitimi, çalışma hayatında yer alması ve aile içindeki rolleri konusunda büyük değişimler yaşanmış. Kadının her anlamda eşit olmasını sağlamaya yönelik kafa yorulduğunu anlıyoruz.

Başka önemli bir nedense Rusya’da bazı savaşlar sonrasında, özellikle ikinci dünya savaşı sırasında ve sonrasında erkeklerin gerek cephede olması ve gerekse büyük kayıplar verilmesi nedenleriyle kadınlar çalışma hayatının hemen her alanında daha fazla yer almaya başlamış, hatta ekonomiyi sırtlamış.

Rusya’da özellikle içki ve sigara kullanımı gibi nedenlerle erkeklerin ortalama ömürleri kadınlara göre daha düşük. Bu genelde diğer ülkelerde de böyle olmasına rağmen Rusya’da erkeklerde ortalama ömür biraz daha düşük. Genel olarak aktif nüfusun azalması nedeniyle çocuk yapmayı teşvik etmeye dönük çeşitli destekler verildiği görülüyor. Bugün Rusya’da çalışma hayatının hemen her alanında kadınları görmek mümkün. Kadınların iş gücüne katılma oranları da epey yüksek ve Türkiye’nin iki katına yakın. Zaten genel olarak Rusya eğitim seviyesinin hem kadınlarda hem de erkeklerde %90’ların üzerinde olduğu bir ülke. Bununla birlikte kadınların politik yaşam ve iş kesiminde yöneticilik alanlarındaki payı Avrupa ülkelerine göre daha düşük seviyede.


Gecenin herhangi bir saatinde sokakta yalnız başına yürüyen bir kadın görebilirsiniz. Kadın cinayetleri veya buna benzer olayların birçok ülkeye göre az olduğu bir ülkedir Rusya. Bana kalırsa çok önemli bir konu da tıpkı ABD ve Avrupa’da daha önce yaşanmış olduğu gibi özellikle devrim sonrası kadın erkek ilişkilerine bakış konusunda önemli bir değişiklik yaşanmış olmasıdır. Bu durum kadınların özgüvenini artırmıştır.

13 Haziran 2017 Salı

Rusya’da yabancıların gözünde en popüler şehirler

Kaynak: http://www.moskovalife.com/


En popüler seyahat sitelerinden Momondo, yabancı turistlerin yaz tatili için Rusya’da en fazla tercih ettikleri kentleri açıkladı.

Sitenin verilerine göre yabancı turistler, haziran-ağustos dönemi için Rusya’da en fazla başkent Moskova’yı ziyaret etmeyi tercih ediyor.

İkinci sırada “kuzey başkenti” St.Petersburg geliyor.

Simferopol, Omsk, Novosibirsk, Krasnodar, Soçi, Yekaterinburg, Rostov-na-Donu ve İrkutsk, yabancıların yaz tatilinde Rusya’da en fazla ziyaret ettikleri diğer kentler.